EN İYİ 2. EL SATIŞ UYGULAMALARI

Dijitalleşen dünyayla birlikte artık ihtiyacımız olan şeyleri bulmak çok daha kolay. Özellikle alışveriş alanında, fiyat karşılaştırmalarından kullanıcı deneyimlerine kadar pek çok bilgiye kısa sürede ulaşabiliyoruz.

Günümüzde ekonomik koşulların zorlaşması ve hayatın gittikçe pahalılaşmasıyla birlikte, insanlar ihtiyaçlarını daha uyguna almak için online ikinci el alışveriş sitelerine yönelmeye başladı. Bu siteler sayesinde kişiler, evde kullanmadıkları kıyafet, çanta, eşya vb. ürünleri satarak gelir elde ederken, bir yanda diğer kullanıcılar ihtiyaçlarını uygun fiyatlara satın alabiliyorlar. 

Bu yazımda sizlere, deneyimlemiş olduğum ve halihazırda hala kullandığım ikinci el alışveriş sitelerinden bahsetmek istiyorum. 

DOLAP

İkinci el ürün platformu Dolap, 2016’da kuruldu ve gittikçe artan başarısı sonucu 2018’de Trendyol’a satıldı. Dolap, sadece kişilerin kullanmadığı yada 2. el kıyafetlerini sattığı bir sayfa değil. Ürün kategorisi oldukça geniş ( ev tekstili, kozmetik, elektronik ürünler, kitap, mobilya vb.) 200 farklı kategoride 25 milyon ürün var. 

Dolap’ın bu denli popüler ve tercih ediliyor olmasının sebebi, hayatımızın önemli gerçeklerinden biri olan tüketim kültürünün dönüştürülebilir olmasını sağladığını düşünmekteyim. Yani, bir anlık beğendiğimiz fakat aldıktan sonra asla kullanmadığımız, kilo aldığımız ya da verdiğimiz için giyemediklerimiz, evimize gelen ve asla kullanmadığımız hediyeler vb. birçok ürünü burada satışa sunabilmek ile birlikte ihtiyaç sahipleri de piyasadan çok daha uyguna alışveriş yapabiliyorlar.

Ben Dolap’ı yaklaşık 2 yıldır aktif olarak kullanıyorum. Açıkçası hem alışveriş yaparken hem de ürün satarken hiçbir problem yaşamadım. 

Dolap’ın bence bu kadar başarılı olmasının sebebi, kullanıcılara sunduğu hizmet olabilir. Birçok platformdan çok daha farklı işlediğini söylemek mümkün. Bunlar:

  • Ürünün sahibiyle bire bir anlık iletişime geçebilirsiniz.
  • Ürün fiyatı için pazarlık yapabilirsiniz.
  • Dolap sizlere belli dönemlerde alışverişe teşvik etmek için alt limitsiz 15-30 TL gibi rakamlarda kuponlar tanımlar.
  • Sizlere sık sık anketler yaparak sizlerin düşünceleri doğrultusunda uygulamaya yeni güncellemeler tanımlanır. (Bu konuda çok başarılılar, yeniliğe açıklar.) 
  • Satıcıların hakkında bilgi edinmek için, rozetlerini ve kullanıcı yorumlarını inceleyebilirsiniz.

Şu ana kadar sizlere Dolap uygulamasının artı yönlerinden bahsettim. Peki hiç mi negatif tarafı yok. Tabi ki var. Benim ve diğer birçok kullanıcının rahatsız olduğu konu komisyon oranları olabilir. Kesilen komisyonların ürün fiyatına göre artış göstermesi, satış yapan kişinin buna bağlı olarak ürünü daha pahalıya satmaya yönlendirmektedir. Bunun dışında ekstra bir sorunum yok.

GARDROPS

“Ertuğrul Özpolat tarafından kurulan Gardrops, kullanılmayan kıyafetlerin ve aksesuarların satışına ve takas edilmesine aracılık eden bir girişim.”

Dolap uygulamasıyla benzer amaç taşısa da her iki uygulamanın birbirinden farklı özellikler barındırdığını söyleyebilirim. Bunlar:

  • Gardrosp’da müşteri ile iletişime geçerken mesajlarınızı sadece müşteri ve siz görebilirsiniz fakat Dolap’ta müşteri ürün altına yorum yapar ve buradan iletişime geçersiniz ve herkese açıktır. Ben bu alanda Gardrops’un özelliğini daha çok seviyorum. Çünkü müşteri sizden ürün hakkında ayrıntılı fotoğraf istediğinde gönderebilir ve rahatlıkla iletişim kurabilirsiniz.
  • Gardrops’ta ister ürün satabilir isterseniz de karşınızdaki diğer kullanıcıyla takas yapabilirsiniz.
  • Gardrops’ta satış yapabileceğiniz kategori daha kısıtlıdır.
  • Gardrops’a ilk başladığınızda sizden komisyon kesmez. Ama aktif ve sürekli satış yapan bir kişiyseniz “Bestseller Üye” seviyesine yükselir ve komisyon ödemeye başlarsınız.
  • Gardrops’ta kargo bedavadır. Fakat sizden hizmet bedeli keserler yani yine aynıya denk geliyor diyebiliriz.
  • Gardrops’un öne çıkartma paketleri Dolap’tan daha uygundur.

Gardrops uygulaması tarafından da herhangi bir olumsuz durum yaşamadım. Gayet memnunum ve hala kullanıyorum.

Ülkemizde bu kategoride hizmet veren çok sayıda uygulama var. Ben size güvenilir ve net bilgi verebilmek için sadece deneyimlediklerimi paylaştım. 

KÜÇÜK BİR TÜYO 

Birçok kişi bu uygulamaları sadece ihtiyaç fazlasını satmak için kullanmıyor. Nasıl yani? 

  • Küçük butik ve aksesuar sahipleri,
  • El emeği ürün satanlar (ahşap boyama, mum, takı vb.),
  • Network Marketing alanında çalışanlar (Avon, Farmasi, Oriflame vb.)

Bu tarz kendi ürününü üreten ya da perakende satış yapan şirketleşmemiş hesaplarda buradan satış yapmaktadır. Yani sıfır ve uygun fiyatlı birçok mağaza ürününe de rahatlıkla ulaşabilir ya da sizler de bu fırsatı değerlendirebilirsiniz.

Umarım bu yazım sizler için faydalı olmuştur. 🙂

SOSYAL MEDYA CANAVARI OLMAK İSTER MİSİN? – KİTAP İNCELEMESİ

Merhaba sevgili okurlar, sizler için harika bir kitap önerisiyle karşınızdayım. Kitaptan bahsetmeden önce şunu söylemek istiyorum ki, Media Cat’i daha önce duymadıysanız kesinlikle araştırmanızı ve okumanızı tavsiye ederim. Hem dergileri hem de Media Cat kitaplarının içeriklerine bayılacaksınız. Sizde güncel dünyayı, alanında başarılı insanlardan dinleyebilmek ve bu alanda bilgi sahibi olmak istiyorsanız göz atmayı unutmayın. Blogumun girişi kapitalist reklam metinleri gibi oldu, ama şunu söylemek istiyorum ki reklam yok, bunlar benim samimi düşüncelerim. 

Kitabın yazarı, Oğuzhan SARUHAN. Açıkçası kendisini, kitabını okuyana dek tanımıyordum. Ancak kitabı sayesinde harika bir insan daha tanımış oldum. Bu kitabı satın aldım çünkü günlük yaşantımın önemli bir bölümü sosyal medyada geçiyor. Bu mecralarda kendi alanımda başarılı olmaya çalışıyorum. Bunun için çok sayıda sosyal medya eğitimlerine ve oturumlarına katıldım. Fakat bir söz var ya “Söz uçar, yazı kalır” diye, online olarak almış olduğum eğitimler ne yazık ki kayıt altına alınmadığı ve eğitim kurumları bu videoları bizimle tekrardan paylaşmadığı için haliyle insanız ve unutuyoruz. 

Bu kitap benim için bir ders kitabı adeta. Oğuzhan SARUHAN bu kitaba başlangıçta bir blog yazısı olarak başlamış.

“Uyuyamadığım bir gece, blog yazısı yazmak için yatağımdan kalktım ve sosyal medyayla ilgili yazı yazdım. Yazıyı bitirdikten sonra bir baktım ki 15 sayfa uzunluğunda olmuş. Blog yazısı için fazla uzun olan bu yazıyı, sadeleştirip kısaltmaya çalışsam da başarılı olamadım. Yazıyı kısaltamayınca, daha da uzatıp şu an elinizde bulunan kitabı yazmış oldum.”

Buradan yola çıkarak şunu söylemeliyim ki, kitabın dili bu nedenle aşırı derecede anlaşılır ve samimi, ayrıca konu başlıklarını örnek vakalar üzerinden görselleştirerek anlatması bilgiyi daha da kalıcı hale getirmiş. Sosyal medyamızı ve kişisel markamızı profesyonel bir şekilde yönetmemiz için ipucu uygulamalar, taktikler ve bilgiler bu kitabın içerisinde mevcut.

Haber Global’de gördüğüm bir yazı da “İletişim fakültelerinin bazılarında ders kitabı olarak da okutulan kitapta, sosyal medyada kişisel marka konumlandırma, içerik üretimi, rakip analizi, monitoring, kriz yönetimi, viral kampanyalar, sosyal medyada profil oluşturmanın ele alınıyor.” denilmiş. Açıkçası bizim iletişim fakültesinde bu alanda dersler henüz açılmadı. Umuyorum ki gelecek dönem ya da benden sonraki öğrenciler için bu fırsatlar oluşturulur.

Konumuzdan sapmadan kitaba geri dönecek olursak, sosyal medya ve dijital medya alanında kendini geliştirmek isteyen ve bir rehbere ihtiyacı olan arkadaşlar için kesinlikle tavsiye ederim. Sizler için kitabın arkasında da bulunan, içerik başlıklarını buraya yazıyorum. Şimdiden güzel okumalar dilerim…

  • Sosyal Medyada Kişisel Marka Konumlandırma
  • Sosyal Medya İçerik Üretimi
  • Sosyal Medyada Rakip Analizi
  • Sosyal Medyada Monitoring
  • Sosyal Medyada Kriz Yönetimi
  • Viral Kampanyalar
  • Sosyal Medyada Profil Oluşturma
  • Facebook’u Uçuracak Taktikler
  • Twitter’ı Uçuracak Taktikler
  • Instagram’ı Uçuracak Taktikler
  • You Tube’u Uçuracak Taktikler
  • Linkedln’i Uçuracak Taktikler

2022’DE YENİ BİR BAŞLANGIÇ YAPMAYA HAZIR MISINIZ?

Hoşgeldin 2022.

Koskoca bir yılı daha devirdik. Ama bu seferki biraz farklı sanki, açıkçası Covid-19 pandemi sürecinden bu yana geçen zaman, bana pek normal gelmiyor. Büyüklerimizin dediği gibi “Bizim zamanımızda böyle değildi.” Belki bu sözü söylemek için daha çok genciz ama zaman ilerlemeye devam ettikçe bu sözü söylemeye devam edeceğiz. Galiba bloguma biraz negatif başladım. Korkmayın! 🙂 Demek istediğim şu ki hayatımızdaki bazı olgular çok hızlı değişti ve bizler bunun çok net bir şekilde farkındayız. Şu saatten sonra zamanı geriye saramayacağımıza göre, ileri yönelik ve güncel düşünmeliyiz. Yeniden ve tekrardan başlamaya, denemeye devam etmeliyiz. 

2022’de kendimden ve yeni yıldan en büyük beklentim, bu yıl için belirlediğim tüm hedeflerimi gerçekleştirmek ve halihazırda üzerinde çalışmış olduğum projelerde; emeklerimin en iyi şekilde karşılığını bulmasını istiyorum. 🙂

2022’ye Hedeflerinizi Belirleyerek Başlayın

  • Her yeni yıl başlangıcında kendinize hedefler belirleyin.

Her yeni yıl başlangıcında, ajandamın ilk sayfasına bu yıl gerçekleştirmek istediğim hedeflerimi yazıyorum. Ve bu hedeflerimi aylık planlara bölerek takip ediyorum. Peki hepsini gerçekleştirebiliyor muyum? Arada fire verdiklerim tabi ki oluyor, bazen planladığınız şeylerin önüne beklenmedik sürprizler çıkabiliyor. Ancak yıl sonunda dönüp baktığınızda, hedeflerinizin ne kadarını hayata geçirebildiniz, neleri başardığınızı görmek emin olun ki sizi daha çok motive edecektir.

  • Kendinizi geliştirin…

İlgi duyduğunuz, yeteneğinizin olduğu alanlarda kendinizi geliştirin. Gençlerin özellikle öğrencilerin bu yönde en büyük sıkıntılarından biri maddiyat. Ancak size şunu söyleyebilirim ki internet ortamında ücretsiz olarak bilgi edinebileceğiniz çok sayıda platform mevcut. Eğer uygulama odaklı çalışmalarla ilgileniyorsanız; gençlik merkezi, halk eğitim merkezi gibi devlet destekli eğitim noktalarının da sizlere katkısı olacaktır.

DOĞAYI VE ÇEVRENİ KORU!

  • Bilinçli ve duyarlı ol.

Özellikle 2021 yangınlarından sonra plastik tüketimi, geri dönüşüm, iklim krizi gibi konular, dünya gündeminde sık sık yer alarak insanlar bilinçlendirilmeye çalışılıyor. Ancak hala çalışmalar çok yetersiz. En azından bireysel olarak bile bu alanda bilinçli olmak ve hassas davranmak bir şeyleri değiştirmek için başlangıç olabilir.

İzlemiş olduğum bir YouTube vlogunda şunu görmüştüm. Güney Kore’de ki bazı kafelerde içecekler kağıt, plastik gibi bardaklarda değil de porselen ve cam bardaklarda sunulduğunu doğayı korumak için daha az plastik ve kağıt tükettiklerini öğrenmiştim. Bu tarz duyarlılıklar bile çok şey değiştirilebilir.

Yaşadığınız şehir sizlere geri dönüşüm imkanları tanıyorsa (ne yazık ki ülkemiz bu konuda yetersiz) evdeki çöpleri plastik, kağıt, cam gibi ayrıştırabilirsiniz. Ben kağıt ve plastik çöplerimi ayırıyorum ve geri dönüşümcülerin alabileceği noktalara bırakıyorum.

Ben 2022’ye temiz düzenli girmek istiyorum. 🙂

Kendinize güzel bir defter veya ajanda alın. Hedeflerinizi, sizler için güzel ve özel günleri not edin. Ne istiyorsunuz? Şu depresyon ve umutsuzluk trendinden çıkın ve kendinize gelin. Hayatın sizlere sunduğu fırsatları değerlendirin.

Hedef ve hayallerinizi gerçekleştirdiğiniz güzel bir yıl olması dileğiyle. 🙂

Soru ve görüşleriniz için; yorum kısmından ya da Instagram hesabım üzerinden bana ulaşabilirsiniz.

Instagram: @genc_kalem99

YABANCILARIN GÖZÜNDEN TÜRKİYE, EN İYİ YABANCI-TÜRK YOUTUBE KANALLARI

YouTube kanal listeme kaldığım yerden tüm hızıyla devam ediyorum. Daha önceki blogumda sizler için “Kesinlikle Takip Etmeniz Gereken Türk YouTube Kanalları” nı listelemiştim. Bu sefer sizler için, “En İyi Yabancı-Türk YouTube Kanalları” nı hazırladım. Ülkemizi, kültürümüzü, dilimizi başka milletten olan insanlardan dinlemek bana oldukça eğlenceli ve öğretici geliyor açıkçası. Birbirinden farklı hikayelere sahip bu kanalları sizlerin de severek izleyeceğine eminim. O zaman başlayalım 🙂 

1.TRAVELCOMİC ( 202 B abone )

Franzi, hayallerinin peşinden giderek Almanya’dan Türkiye’ye yerleşmiş bir genç. Travel Comic YouTube kanalıyla bu eğlenceli yolculuğunu bizlerle paylaşıyor. Videoları seyahat ağırlıklı olsa da zaman zaman bizlerle duygu ve deneyimlerini paylaştığı videoları bu iki kültürün arasındaki farkları görmemizi sağlıyor.

Yakın zamanda, arabası Limon ile birlikte başlamış olduğu 81 il Türkiye turu serisine sizin de dahil olmanızı tavsiye ederim.  Bu harika kanala bir göz atın derim.

2. JULIA’NIN ÇENE ÇALMA PROJESİ ( 74.4 B abone)

Listemize yine Almanya’dan devam ediyoruz. Türkçeyi hepimizden daha iyi konuşan Julia, YouTube kanalında; Alman ve Türk kültürünün farklılıklarını, yaşam stillerini, insanlarını her açıdan ele alarak samimi sohbetiyle eşsiz deneyimlerini bizlerle paylaşıyor.

Bu kanalın en sevdiğim bir başka içeriği ise, Julia kendi gibi Türkçeyi sonradan öğrenen ve seven diğer yabancılarla bir araya gelerek onların deneyim ve hikayelerini de bizlere ulaştırıyor. Bu harika kanala bakmazsanız çok şey kaybedersiniz benden söylemesi. 😉

3. OLYA’S DAYS ( 2,38B ABONE )

Rotamızı biraz da kuzeye çevirmeye ne dersiniz? Sırada ki YouTube kanalımız Belarus’dan Olya. ( Belarus ya da resmî adıyla Belarus Cumhuriyeti, Doğu Avrupa’da bulunan bir devlet. 1991’de Sovyetler Birliği’nin dağılmasıyla bağımsızlığını ilan eden eski bir Sovyetler Birliği ülkesidir.) Bu açıklamaya gerek var mıydı bilmiyorum ama açıkçası ben bilmiyordum.

Olya, İzmir’de yaşayan 2 çocuk annesi. YouTube kanalında, Rus kültürü ve Türk kültürü arasındaki farkları ve gözlemlerini bizlerle paylaşıyor. Bu tarz içerik paylaşan birçok kanal var ancak Olya’nın iyi bir gözlemci olduğunu düşünüyorum. Bazen bizim bile neden yaptığını bilmediğimiz kültürel davranışlarımızı, dışardan bir göz olarak iyi bir şekilde anlamlandırdığını düşünüyorum.

4. CHELSEA ELIZABETH (128 b abone)

Chelsea, Türkiye’de yaşayan ve Türkçe konuşmayı öğrenen bir Amerikalı. YouTube kanalında birçoğumuzun merak ettiği ve kendisinin ülkemizde ilginç bulduğu konularda videolar çekiyor. Bizlere çok sıradan gelen, hayatımızın bir parçası olan durumlara büyük bir hayretle karşılaması oldukça eğlenceli. Türkiye’yi Amerikalı bir kızın gözünden görmek isterseniz bu kanalı izlemenizi tavsiye ederim.

5. CHABY HAN (1.07 Mn ABONE)

Chaby Han diğer bir lakabıyla Çabi, 2007 yılında ailesiyle birlikte Türkiye’ye yerleşti. Kendisini 2015’te ATV’de yayınlanan “Elin Oğlu”eğlence programıyla tanıdım, o zamandan beri de peşini bırakmıyorum diyebilirim. Beni en şaşırtan yönü ise; Türk mizahına ve insanına olan hakimiyeti… Sizde Çabi’yi tanısanız bizden biri olduğunu hemen hissedersiniz.

Ayrıca, Çabi uzun yıllardır YouTube mecrasında yer alsa da Şubat 2018’de başlattığı ve benim de bağımlısı olduğum 3Y1T serisi ile kanalında adeta patlama yaşadı. 3 Yabancı 1 Türk anlamına gelen bu seride; 4 milletin ( Güney Kore, Türkiye, Amerika, Kenya sonradan seriye İtalya’da eklendi.) farklı konularda birbirlerinin kültürlerini karşılaştırmaktadır. Daha önce, Çabi’nin YouTube kanalına denk gelmediyseniz pek çok şey kaybettiğinizi söyleyebilirim…

Bu blog yazımda sizler için; benim de severek takip ettiğim, kültürümüzle tanışan ve bu yolculukta ilginç deneyimlerini bizlerle paylaşan arkadaşlarımızın YouTube kanallarını listeledim. Bu birbirinden harika kanalları kesinlikle göz atmalısınız.

Bir sonraki serimizde hangi kategoride YouTube kanalları görmek istersiniz? Yorumlarda benimle paylaşabilirsiniz. 🙂

NETFLİX ORİJİNAL BELGESELİ SOSYAL İKİLEM

2020 / 1 sa. 34 dk. / Belgesel – Drama

Orijinal Adı : The Social Dilemma

Konuşmacılar:

  • Tristan HARRIS Google – Eski Tasarım Etikçisi / İnsanı Teknoloji Merkezi Kurucu Ortağı
  • Tim KENDALL Facebook – Eski Yönetici / Pinterest – Eski Başkanı / Moment – Yönetim Kurulu Başkanı
  • Jaron LANIER Sosyal Gerçekliğin Kurucusu / Bilgisayar Bilimcisi
  • Robert MCNAME Facebook – Eski Yatırımcı / Risk Sermayedarı
  • Aza RASKIN Firefox & Mozilla Labs – Eski Çalışanı / İnsani Teknoloji Merkezi – Kurucu / Sonsuz Kaydırmanın Mucidi
  • Justin ROSENSTEIN Facebook – Eski Mühendis / Google – Eski Mühendis / Asana – Kurucu
  • Shoshana ZUBOFF Harvard İşletme Fakültesi Fahri Profesör / Yazar “Gözetim Kapitalizm Çağı”
  • Jeff SEIBERT Twitter – Eski Yönetici / Seri Teknoloji Girişimcisi
  • Sandy PARAKILAS Facebook – Eski Operasyon Müdürü / Uber – Eski Ürün Müdürü
  • Joe TOSCANO Google – Eski Deneyim Tasarımı Danışmanı / Yazar “İnsanlığı Otomatikleştirmek”
  • Chamath PALIHAPITIYA Facebook – Eski Büyüme Başkan Yardımcısı 
  • Sean PARKER Facebook – Eski Başkanı
  • Dr. Anna LEMBKE Stanford Üniversitesi – Tıp Fakültesi / Bağımlılık Tıbbi Direktörü
  • Jonathan HAIDT NYU Stern İşletme Fakültesi – Toplumsal Psikolog / Yazar “Erdemli Zihin: İyi İnsanlar Neden Politika ve Dinle Bölünür?”
  • Guillaume CHASLOT YouTube – Eski Mühendis / Intuitive Al – CEO / Algotransparency – Kurucu

Birçok insan Netflix’i dizi, film izlemek için kullansa da, benim en sevdiğim içerikleri; belgeselleri diyebilirim. Günümüzün popüler alışkanlıkları ve sorunları üzerine hazırladıkları filmleri oldukça ilgi çekici. Bu blog yazımda sizlere yakın zamanda izlediğim ve çok etkilendiğim Netflix orijinal belgeseli olan “Sosyal İkilem” den bahsedeceğim.

Aslında bu yapım ne kadar “Belgesel” kategorisinde yer alsa da drama, simülasyon gibi farklı çekim tekniklerini de barındırdığını söyleyebilirim. Dünyanın en çok kullanılan sosyal medya platformlarının üretici, yönetici ve tasarım pozisyonlarında çalışan teknoloji dâhileri ile yapılan röportajlar bir aile dramasının içinde yedirilerek simülasyon örneklerle açıklanıyor. Belgeselin ilk başlangıcında konuşmacılara ” sizce sorun ne?” sorusu yöneltiliyor, bunun üzerine şekillenen cevaplar, akışında şaşıracağınız açıklama ve itiraflara şahit olacaksınız.

Sistemi yöneticilerinden dinlemek oldukça ilgi çekici fakat şunu belirtmek isterim ki birçoğunun unvanının önünde “former” sıfatı yer almaktadır. “Yani her biri ‘önceki’ kariyerinden bahsediyor”. Filmin başında bu uygulamalar ilk çıktığında iyi ve anlamlı şeylere ön ayak oluyordu ama madalyonun diğer yüzünü fark edemedik ifadelerini kullanıyorlar. Benim izlerken en çok şaşırdığım konulardan biri de sistem yöneticilerinin de bir dönem sosyal medya bağımlısı olduğunu itiraf etmeleri oldu diyebilirim. Tasarlamış oldukları ve geliştirmek için üzerinde sürekli çalışmalar yaptıkları programlara kendilerinin de kurban gitmesi ve bunu engelleyememeleri oldukça ilginç.

“Perdenin arkasında ne olduğunu bilmeme rağmen kendimi kontrol edememem ilginç.”

Belgeselin ilerleyen dakikalarında, uygulamaların neden ücretsiz olduğu üzerine dönüyor. Ve hepimizin son dönemlerde sıkça duyduğu o söz ” Ürün için ücret ödemiyorsan o zaman ürün sensin.” Gerçek şu ki bizim ödemediğimiz ücretleri reklam verenler ödüyor ve karşılığında bizlerin dikkatini satın alıyor diyebiliriz. Fakat şurada takılıyorum ki bu uygulamalar 8-10 yıl önce böyle değildi, bizler bu uygulamaları arkadaşlarımızla iletişim kurmak ve birbirimizi takip etmek için kullanıyorduk. Ancak dijital pazarlamanın yükselişe geçmesiyle birlikte bu uygulamalar amaçlarından ve anlamlarından uzaklaşmaya başladıklarını düşünüyorum. Duygu Kocabaylıoğlu’nun da yazısında belirttiği gibi “Tam da bu noktada yaratılan ve dayatılan teknolojinin dünya çapında ‘dijitalden ekmek yemek zorunda kalan’ yüzbinlerce çalışanı sürüklediği boşluğa hiç değinilmiyor.” ne yazık ki hep kullanıcı ve mağdur taraf üzerine oynuyorlar.

Belgesele genel olarak baktığımızda bize sistemin nasıl işlediği ve etik yoksunu yapay zekanın bu algoritmalarda ki rolünü gözler önüne seriyor. Peki sosyal medyanın zararlarını ve işleyişini anladık. Peki çözüm ne? İşte sorun burada, konuşmacılar belgeselin sonunda bizlere bağımlılığımızı azaltacak tavsiyelerde bulunuyor fakat bunlar yeterli değil.

Belgeselin isminden de anlaşılacağı üzere ikilem içerisindeyiz. Evet sosyal medya hayatımıza çok şey kattı, dünyanın bir ucuyla iletişim kurabilir, bilgi edinebilir konuma geldik fakat bu sefer aynı evde yaşadığımız ailelerimizle konuşmayı unuttuk. Her şeyden hızlıca haberdar olabilirken, yanlışların içindeki doğruyu bulamaz hale geldik. Gerçekten büyük bir ikilemin içerisindeyiz.

Peki bu belgeseli izlemeli misiniz? Bence evet, filmin eleştirel yanları olduğunu düşünüyorum ancak kaybolmuş olduğumuz sosyal ağların bizlere neler yaptığını uzmanlardan dinlemek, kendimizi sorgulamamızı sağlıyor. Eğer bir Netflix kullanıcısı değilseniz, YouTube’dan da ücretsiz olarak izleyebilirsiniz. Galiba dönüp dolaşıp yine aynı yere geliyoruz.

KESİNLİKLE TAKİP ETMENİZ GEREKEN TÜRK YOUTUBE KANALLARI

Eğlenceden genel kültüre, online derslerden yemek tariflerine kadar merak ettiğimiz ya da etmediğimiz her içerikte videoya sahip olan mecra YouTube, günümüzün en popüler internet platformlarından biri haline geldi. We Are Social’ın 2021 istatistiklerine göre Türkiye’de en çok kullanılan sosyal medya platformları sıralamasında YouTube %94.5 ile birincidir. 

 Açıkcası YouTube’un video izlemekten, çok daha fazlası olduğunu düşünmekteyim. Dünyanın ikinci büyük arama motoru benzetmesi yapılan YouTube, modern hız dünyası insanları için eğlence, bilgi, pazarlama, deneyim, düşünce… aklınıza gelebilecek her alanda video şeklinde bilgi edinebileceği bir platform.

 Bu blog yazımda, severek takip ettiğim, sizlerin de izlerken eğleneceğini ve kendinize yeni şeyler katabileceğinizi düşündüğüm Türk YouTube kanallarını listeledim. Haydi gelin birlikte inceleyelim. 🙂

  1. MURAT SONER ( 1,65 Mn abone )

İçeriklerini sabırsızlıkla takip ettiğim en favori YouTube kanalım diyebilirim. Murat Soner, yerli ve yabancı; dizi, film ve sinema incelemesi yapan bir YouTube kanalı. Biliyorum bu tarz içerikler yapan birçok kanal var. Ancak bu kanal çok daha başka.

 Murat Soner’i diğerlerinden ayıran en büyük özellik bu sektörün emekçisi ve hakimi olması. Yani incelemelerini bize sadece bir izleyici gözüyle değil, bir profesyonel gözüyle de aktarmaktadır. Bazen sert ve gerçekçi üslubu ile duygularımıza tercüman olurken bazen de gülüp geçtiğimiz yapımların gerçek yüzünü görmemize yardımcı olmaktadır.

 İzlediğiniz ya da izlemeyi düşündüğünüz yapımların kaliteli içeriklere sahip olmasını önemsiyorsanız bu harika adama kulak verin derim.

 Bu kanalı bile isteyerek listemin ilk sırasına yerleştirdim. Takip etmenizi şiddetle tavsiye ederim. İzlerken gülmekten kırılacağınız ama bir yandan da haklı olduğunu bildiğiniz için gözlerinizin dolacağı mükemmel bir kanal.

2. RUHİ ÇENET MEDYA ( 5,88 Mn abone )

 Ruhi Çenet’i tanımayan yoktur diye düşünüyorum, ama arada sırada çıkıyor karşıma “Bu kim?” diye soranlar oluyor. Yaklaşık yedi yıldır sıkı bir YouTube izleyicisiyim, Ruhi Çenet benim için Türk YouTuber furyasının ilklerinden diyebilirim. 

  Kanalını “ İnsanın kendini, dünyayı ve evreni okuma serüveni…” olarak tanımlıyor. Bence yapılabilecek en iyi tanım. Bu kanalda beklediğinizden çok daha iyi ve farklı videolarla karşılaşacağınızın garantisini verebilirim. Merak ettiğiniz ya da daha önce hiç duymadığınız konularda içerikler ile burada kaybolabilirsiniz. 

 Kaliteli içerikleri, harika çekimleri ile haber bültenlerinde bulamayacağınız gerçekleri, belki abartıyor olabilirim ama kitaplardan kısa sürede ulaşamayacağınız kültürel bilgilere bu kanalla ulaşabilirsiniz. Açıkçası şunu söylemek istiyorum ki, bilgi bolluğunda yüzdüğümüz bu çağda her şeyin hızlı olmasını istiyoruz ki, bu öğrenmek için de geçerli. Bu tarz kanalların, yeni şeyleri hızlı ve akılda kalıcı bir biçimde öğrenmemizde faydası olduğunu düşünüyorum. Bu konuda sizlerin görüşleri neler? Lütfen yorumlarda benimle paylaşın. 🙂

3. İREM TV ( 71 B abone)

 Haydi gelin, biraz da sınırların dışına çıkalım. Bu kanalın abone sayısı diğerlerine göre oldukça düşük ancak bu durum sizi yanıltmasın, sadece bu kanal henüz hak ettiği değeri görmüyor.

 Vlog kanallarının en sevdiğim tarafı, kişilerin yaşadığı değişimleri ve aldıkları kararların hayatlarına olan etkilerini görmek açıkçası beni motive ediyor diyebilirim. Onların tecrübelerine şahit olmak ve deneyimlerini bizlerle paylaşması, “Evet, o ne zorluklardan geçerek buralara gelmiş bende yapabilirim.” diyor insan kendisine.

  Yüksek lisans eğitimi için Güney Kore’ye giden İrem, eğitimini tamamladıktan sonra iş kapıları açılınca orada kalmaya karar veriyor. Şu an Güney Kore televizyon programında ülkemizi tanıtıp temsil ediyor, bu gerçekten çok hoş. Onun vloglarını takip ederken bu kadar başarılı olabileceğini düşünmemiştim. Böyle azimli insanların başarıları beni gerçekten mutlu ediyor.

 İrem’in hikayesinden de anlayacağınız üzere bu YouTube kanalının içeriği Güney Kore ağırlıklı. Vloglarında, Güney Kore’yi kendi yaşamının içinden izlemek videolarını hem eğlenceli hem öğretici kılıyor. Kamp videolarından set arkalarına, mukbangdan seyahate birçok farklı alanda video içerikleri ile harika zaman geçirebilirsiniz.

4. HİKMET ANIL ÖZTEKİN ( 1,47 Mn abone)

 Bu mükemmel insanı ve kanalını 2019’da “İlk Kez Beyaz İnsan Gören Köy” adlı YouTube videosuyla keşfettim. Bu videodan o kadar çok etkilenmiştim ki tüm sosyal medya hesaplarımda paylaşıp, okul gazetemizde haberini yaptım. Hayata olan bakış açısına ve bunun uğrunda göstermiş olduğu çabaya hayran kaldığımı söylemeden geçemeyeceğim. 

 Bir çoğumuzun yazar olarak tanıdığı ancak, çok daha fazlası olan Hikmet Anıl Öztekin, kitlesel değişim ve dönüşümlere olan inancı ile günümüz popüler iletişim ağlarını kullanarak “hayatını adadığı yaşam felsefesini insanlara aktarma aracı olarak kullanmakta ve inandığı felsefeyi tüm dünyaya yaymayı amaçlamaktadır.”

 Yayınlamış olduğu videolarla; hayatını değiştirmek ya da düzene sokmak isteyen, yeni bilgiler öğrenerek ufkunu genişletmek isteyen, kaliteli bir insan olmak için çabalayan ve hayatın anlamını arayanlar için bu kanalı kesinlikle tavsiye ederim. 

  Bu tarz içeriklere sahip kanalları özellikle gençlere tavsiye ediyorum. Çünkü hayata yeni adım attığımız bu dönemde yeni fikirler ve deneyimlere kulak vermek yürümüş olduğumuz yolu daha kolay ve keyifli kılıyor.

5. STORY BOX ( 410 B abone)

Bazen başkalarının hikayelerine kulak vermek, kendi hikayemizi yazma da yardımcı olur. Story Box, Türkiye’de farklı ve güncel konularda başarılı olmuş kişilerin hikayelerini bizlere onların ağzından duyma imkanı sağlayan yeni medya mecrası dır.

 Daha öncesinde hiç duymadığımız ya da yıllarca hayatımızda olan başarılı insanların hikayelerine kulak vermeye ne dersiniz? Farklı ve ilham verici hikayeler dinlemeyi sevenler bu kanala.

Tavsiye listem oldukça uzun. Sizleri sıkmamak adına en çok izlediğim ilk beşi paylaşmak istedim. Bu seriyi kategorileştirerek (seyahat, eğlence, eğitim) devam etmeyi düşünüyorum. 🙂 Keyifli okumalar dilerim.

YARATICI SOSYAL MEDYA TASARIMLARI İÇİN EN İYİ 5 UYGULAMA

 Akıllı telefon teknolojilerinin her gün gelişmesiyle birlikte profesyonel içerik, fotoğraf ve videolar tasarlamakta bir o kadar kolaylaştı. Peki, çektiğiniz fotoğraf ve videolar ile çok kısa sürede karmaşık bilgiler olmadan düzenleyebileceğinizi söylesek? Hem de ücretsiz olarak. Sizler için sosyal medyada yaratıcı tasarım oluşturmanıza yardımcı olacak 5 ücretsiz uygulama.

CANVA

 “Canva, kullanıcıların sosyal medya grafikleri, sunumları, posterleri ve diğer görsel içerikleri oluşturmasına olanak tanıyan bir grafik tasarım platformudur. Web’de ve mobilde kullanılabilir ve milyonlarca resim, yazı tipi, şablon ve illüstrasyonu entegre eder.”

 Canva, profesyonel grafik tasarım programları ile kıyaslandığında kullanımı çok daha kolay ve pratiktir. Herhangi bir eğitim almadan öğrenebilirsiniz. Şimdilerle internette sıkça “Canva Nasıl Kullanılır?” adlı eğitimlerle karşılaşıyorum. Merak edip katıldım, Canva’nın bilmediğim bir özelliği var mı diye, açıkcası ekstra bir şey öğrendiğimi söyleyemem. Uygulamayı biraz karıştırdığınız zaman sizin de kolayca kavrayacağınıza eminim. 

 Şimdi akıllardaki en önemli soruya gelelim “Canva ücretli mi?”. Hem ücretli hem ücretsiz. Ücretsiz olarak kullanabileceğiniz binlerce fotoğraf, şablon, video vb. içerik bulunmakta. Harika bir eser çıkarmak sizlerin yaratıcılığına bağlı. Ben yaklaşık 5 yıldır Canva’nın ücretsiz versiyonunu kullanıyorum ve gerçekten mükemmel. Tasarım ve içeriklerinizi biraz daha ilerletmek isterseniz Pro modunu tavsiye ederim. 14 günlük ücretsiz deneme hakkınız mevcut.

 Canva sizlere çok fazla alanda hizmet sunuyor. Sadece sosyal medya için değil iş ve eğitim hayatınız için de çok kullanışlı. Afiş, davetiye, sertifika, sunum, video, kitap kapağı vb. alanlarda şablonlar mevcut.

 Bence her cep telefonunda mutlaka bulunması gereken bir uygulama.

  • MOJO

  Mojo, sosyal medya için bir “Story Editörü”. Gerçekten harika animasyonlu story şablonları var. Birçok profesyonel blog hesabı ya da markalar storylerini Mojo üzerinden tasarlamaktadır. Mojo’nun da iki ayrı versiyonu bulunmaktadır ücretli ve ücretsiz. 

 Uygulamanın ücretsiz versiyonunu kullanışlı buluyorum ancak belli bir yerden sonra yeterli gelmiyor. Ancak Pro sürümü ile harikalar yaratabilirsiniz.

  • PICS ART

 Pics Art uygulaması ile fotoğraf kolajları oluşturabilir, çıkartmalar tasarlayabilir, arka planı kaldırabilir ve değiştirebilirsiniz. Keşfette görmüş olduğunuz tasarımları kendi fotoğraflarınıza otomatik olarak ayarlayabilirsiniz. Birçok uygulamada bulamayacağınız efekt ve tasarımlara ulaşabilirsiniz. 

Pics Art hem web hem de mobil üzerinden kullanılabilmektedir. Fakat şunu not düşmek istiyorum ki uygulamanın web ve mobil versiyonları birbirinden farklı. Hem sahip oldukları özellikleri hem de uygulamanın şablonu farklılık göstermektedir. Ben genellikle mobil versiyonunu kullanıyorum. 

 Her tasarım uygulamasında olduğu gibi PicArt’ta da ücretsiz – pro olarak ikiye ayrılmaktadır. Eğer basit tasarımlar yapmak için kullanacaksanız ücretsiz versiyonu sizin için yeterli olacaktır. Ancak pro versiyonunun daha iyi olduğunu söylemeden geçemem.

  • BOOSTED

 Online’da satış-pazarlama hizmeti sunan markalar için harika bir kısa video hazırlama platformu. Yaratıcı içerikler ve müthiş görsellere sahip bir uygulama. Canva ve Boosted uygulamasını karıştırarak kullanırsanız müthiş eserler çıkarabileceğinizden eminim.

 Fakat uygulamanın ücretsiz kullanım şablonları çok kısıtlı olduğu gibi, ücretli kullanım için de deneme süreci bulunmamaktadır. Ayrıca uygulama ücreti diğer tasarım uygulamaları ile kıyaslandığında çok daha pahalı kalmaktadır.

  • REPOST PHOTO

 Instagram’ın aylık 1 Milyar aktif kullanıcısı var. Bu kullanıcıların 500 Milyon’u Instagram’ı her gün kullanmaktadır. Instagram’da bugüne kadar 50 milyardan fazla fotoğraf yayınlanmıştır. Her gün 100 milyondan fazla gönderi oluşturulmaktadır.  Repost uygulaması, Instagram üzerinde görüp beğendiğiniz fotoğraf veya video paylaşımı zahmetsiz şekilde kendi hesabınız üzerinden paylaşmanıza yardımcı olan işlevdir. Bu uygulama sayesinde fotoğraf veya video alıntılarınızı kişiyi yani içeriğin asıl sahibini de etiketleyerek haberdar edebilirsiniz.

Umarım bu yazım sizin için faydalı olmuştur. Daha fazla ipucu ve bilgi için beni takip etmeyi unutmayın.

Instagram: @genc_kalem99

Twitter: Genç Kalem

SAKIN TAKİPÇİ SATIN ALMAYIN!

Covid-19 virüs salgını hayatımızda birçok şeyi değiştirdi. Bunların başında sosyal medyaya yönelim ve kullanımımızın artması gelmektedir. Çevremdeki gözlemlerim sonucu şunu görüyorum ki; evlere kapanmamızla birlikte hayatımızda büyük bir boşluk meydana geldi. Salgın öncesinde de insanlar sosyal medyada çok zaman geçirdiklerinden ve telefonu ellerinden bırakamadıklarından yakınırken salgın sürecinde şunu gördük ki sosyal mecralar insanların hayatının neredeyse tamamına hükmetmeye başladı.

İnsanların işlerinden çıkarılması, okulların online eğitime geçmesi, sosyal etkinliklerin kısıtlanması, sokağa çıkma yasağı gibi durumlar kişileri evlerinden bir şeyler yapmaya yöneltti. Salgın öncesinde dijital içerikleri tüketen birey konumundayken birçok insan eve kapanmayla birlikte üretici konumuna geçmeye başladı.

Insatagram'da Beğeni Satın Almak Markanıza Zarar Verir | Reyhan AÇIKELLİ

NEDEN TAKİPÇİ SATIN ALIYORUZ?

Instagram, ilk çıkışından bu yana çok gelişti ve birçok yeni özellik kazandı. Artık Instagram insanların fotoğraf ve videolarını paylaştığı bir uygulamadan çok daha fazlası. Instagram gün geçtikçe kullanıcı sayısı ve insanları etkileme gücü artan bir sosyal platform haline geldi.

Instagram kullanıcıları neden takipçi satın alıyor? We Are Social içerisinde küresel internet ve sosyal medya kullanıcı sayıları hakkında bilgilerin de bulunduğu “Digital 2020 – Global Digital Overview” raporuna göre Instagram’ın 1 milyar kullanıcısı bulunmaktadır. Instagram büyük bir kitleye hitap etmektedir. Özellikle bünyesine eklediği yeni özellikleri ile içerik üretici, blogger, ınfluencer, gibi yeni iş alanlarının doğmasına kurum, kuruluş ve markaların kendini tanıtma ve reklamını yapmasına imkan tanımaktadır. Durum böyle olunca büyük Instagram dünyasında öne çıkabilmek, keşfedilmek, hedef kitlenizi bulabilmek bir hayli zorlaşıyor. Instagram’da hedefiniz doğrultusunda etkili geri dönüş alabilmenin başında takipçi sayısı yer almaktadır. Kişiler iki sebepten kaynaklı olarak takipçi satın alır bunlar:

  1. Takipçi sayısının çok olduğu imajıyla popüler olduğunu göstermeye çalışan ve bu sayede sosyal mecradan para kazanmayı hedefleyen kişiler.
  2. Takipçi sayısının çok olduğu imajıyla müşterinin güvenini kazanmaya çalışan, ürün ve hizmet satan firmalar.

Sosyal mecralarda kısa sürede çok sayıda takipçiye ulaşmak, düşünüldüğü kadar da kolay bir iş değil. Özellikle Influencer Marketing ve ürün, hizmet pazarlama sektöründe takipçi sayısı daha da önemlidir. Neden mi? Çünkü; sayfanın çok sayıda takipçisi olması demek, o sayfanın güvenilir bir ürün ve hizmet pazarlama yaptığı fikri oluşturur kişide. Takipçi sayısının çok olması demek senin hesabının, etkileşimli olduğunu, büyük bir hedef kitleye hitap ettiğini gösterir. Bu sayede reklam ve iş birliği yapabilirsin.

Satın alınan takipçiler sayesinde hesaplarınız her ne kadar popüler görünse de Instagram’da takipçi satın almak hesabınıza zarar vermektedir. Firmaların ya da kişisel hesapların, takipçi sayısı ile orantılı olarak beğeni ve yorum gibi etkileşim oranlarının da yüksek olması gerekir. Aksi takdirde takipçilerin sahte olduğu fark edilerek güven kaybedilmektedir. Sadece takipçilerin güvenini kaybetmekle kalmaz Instagram algoritması da bu hatayı fark eder. Satın almış olduğunuz hesaplar aktif olarak kullanılan hesaplar olmadığı için size ekstra bir etkileşim sağlamaz. Instagram algoritması takipçi sayınızın çok olmasına rağmen etkileşiminizin düşük olmasından dolayı hesabınızı keşfete düşürmez, paylaşımlarınızı tüm takipçilerinize gösterilmez. Bu da hesabınızın sürekli eksiye gitmesi demektir.

“Sürekli kendini geliştiren Instagram, yeni sistemleri ile bot takipçileri belirleyerek silmektedir. Bununla beraber sahte hesaplar da silinerek Instagram’da yalnızca gerçek hesaplar ve takipçilere yer verilmiştir. Instagram’ın izlediği bu tutum sonrasında sahte takipçi kullanan kişisel hesaplar ile firma hesapları gözler önüne serilmiş ve olumsuz bir izlenim kazanmalarına neden olmuştur.”

Bunun sonucunda belirli bir ücret ödeyerek aldığınız takipçiyle hesabınıza zarar vermiş hatta belki de ileride çok iyi bir kitleye ulaşacakken bunu engellemiş olursunuz.

Sizde bu yöntem ile takipçi sayınızı arttırmayı düşünüyorsanız şimdiden vazgeçin. Takipçi satın alarak yapmış olduğunuz yatırımlar boşa gider hem de markanızın imajını zedeleyerek hedef kitlenizi kaybedersiniz.

Kendini Keşfetmeye Zorluklarla Başa Çıkmaya Var Mısın?

Bir bir veya daha fazla kişi, kitap ve yazı görseli olabilir

Kitabımızın yazarı Doğan Cüceloğlu; Türk psikolog ve akademisyendir. Yazmış olduğu bu kitabını vefatından kısa bir süre önce yayınlamıştır.

  Kitabımız insanın temel yapı taşlarından biri olan “keşif” etrafında şekillenmektedir. Doğan Cüceloğlu kitabında insanın anlam arayışı üzerinde uzun uzun durmaktadır. Bu seksen yıllık anlam arayışını ve gözlemlerini hayatından hikayelerle samimi bir sohbet şeklinde anlatmaktadır.

Doğan Cüceloğlu bu eserinde, Deniz Bayramoğlu ile birlikte mülakat tekniğiyle hazırlamıştır. Eserde insanın kendini nasıl keşfedeceğini, özünü nasıl bulabileceğini kendini nasıl gerçekleştireceğini anlatmaktadır. Toplum ve aile yapımızın bizleri nasıl etkilediğini, toplumumuzdaki kalıp davranışların nedenlerini ve bunları nasıl aşabileceğimizi; bir insanın hayatının en önemli seçimlerinden olan meslek ve eş seçimlerinde nelere dikkat etmemiz gerektiğini; neleri okumamız, dinlememiz, izlememiz gerektiğini anlatmaktadır.

Kitabı aldığım ilk günden itibaren büyük bir merak ve ilgiyle okudum. Anlattığı hikayelerindeki bizi ve bizim geleceğimiz hakkındaki düşünceleri o kadar doğruydu ki bunları bir psikolog tarafından duymak çok hoşuma gitti. Bu kitap benim için adeta bir hayat rehberi gibiydi, okurken sık sık notlar alıp, beni cezbeden satırları çizmekten kendimi alıkoyamadım.

Böyle önemli bir mentorun tavsiye ve gözlemlerine kulak asmanızı ve bu harika eseri okumanızı kesinlikle tavsiye ediyorum. Özellikle gençlerin, kendini genç hissedenlerin, hayatına yeni hedefler eklemek yeni yollar çizmek isteyenlerin, iş ve sosyal hayatında iletişim sorunları yaşayanların mutlaka okuması gereken eserlerden biri olduğunu düşünüyorum.

Kitap hakkındaki yorumlarımı sonlandırmadan, sizlere kitapta en çok etkilendiğim birkaç sözü paylaşmak isterim.

  • “Kendimiz hayatımızın en güçlü ve en sürekli tanığıyız. Hangi amaçla hangi seçimleri yapıyoruz? Kimse bilmese dahi içimiz bilir.”
  • “Yaşam merak edeni, iletişim kurup ilişki geliştireni, iş birliği yapıp üreteni ödüllendirir.”
  • “Madem insan doğdum, olabileceğim en iyi insan olmalıyım.”

KENDİNİ KEŞFETMEYE ZORLUKLARLA BAŞA ÇIKMAYA VAR MISIN?

Keyifli okumalar dilerim.

WordPress.com'da Blog Oluşturun.

Yukarı ↑